Ana içeriğe atla
  • Türkçe
  • English

 

Kamu Yönetimi Bölümü öğretim üyesi Prof.Dr. Meral S. Öztoprak’ın, Dr. Eylül Bayraktar Erçeltik ve Dr. Yılmaz Başar Özer ile yazdığı “Küresel Dönüşüm ve Türkiye’de Kamu Yönetimi Eğitimi” başlıklı kitap, İmge Yayınevi’nin “Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. Yılına Armağan” serisinden Ocak 2024’te yayınlandı. Prof. Öztoprak ile kitap ekseninde kamu yönetimi eğitiminin bugünü ve yarını üzerine söyleştik.

 

“Küresel Dönüşüm ve Türkiye’de Kamu Yönetimi Eğitimi” ile ilgili kitabınızın yazılış öyküsü nedir? Sizi böyle bir çalışmaya iten nedenler nelerdir?

 

Kitabın önsözünde de belirttiğim gibi bu çalışmanın ortaya çıkmasında birbiriyle bağlantılı kişisel ve akademik nedenler var. Önce beni en fazla mutlu eden kişisel olanı belirteyim; uzun yıllar Bölüm Başkanı ve öğretim üyesi olarak bulunduğum Yeditepe Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nde henüz akademik yaşamlarının başında olan, öğrenciliklerinden itibaren birlikte çalıştığımız genç arkadaşlarımla ortak bir konuda birlikte bir çalışma yapma düşüncem hep vardı. Eylül Bayraktar Çeltikçi ve Yılmaz Başar Özer’le bu gerçekleşti. Sinemden Oylumlu arkadaşımız Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler alanında çalıştığı ve doktorasının en sıkı döneminde olduğu için katılamadı.

 

Akademik düzlemde güncel gelişmeleri izlemenin önemi yadsınamaz. Çalışmamızda kamu yönetimi eğitimini yürüten ve -bir anlamda- yöneten akademisyenlerin; bölüm başkanlarının konuyla ilgili yaklaşımlarını merkeze alan ve

  1.   Kamu Yöneticilerinin bilmesi gereken kuramsal bilgiler
  2. Kamu Yöneticiliği için gerekli kişisel yeterlilik, yeteneklilik ve yetkinlik
  3. Kamu Yönetimine ve yöneticisine yön gösterecek ilke ve değerler nelerdir?

soruları etrafında nitel bir araştırma yürüttük.

 

Küresel ölçekte kamu yönetimi alanında meydana gelen gelişmeler ve bu gelişmelerin Türkiye'deki eğitim programlarına yansıması nasıldır?

21. yüzyılın ilk çeyreğinde dünyanın yaşadığı büyük dönüşümün üç temel ayağı birbirlerini de tetikleyen:

  • Dijital teknolojideki sıçrama,
  • En temel vasfı neoliberal ekonomi olan küreselleşme ve
  • Pandemiydi.

Kamu Yönetimi Eğitimine gelmeden önce, devletlerin ve tüm kamusal aktörlerin vasıflarının, rollerinin gözden geçirilmesi, anlaşılması ve sürecin kalıcı olan ve olmayan yönlerinin öngörülmesi bu süreçte önem kazandı. Özellikle sosyal bilimler alanındaki akademik araştırmalar bu dönemi kavramak, anlamak ve öngörüler açısından akla gelebilecek ilk alandı.

1980’lerden itibaren yükselmeye başlayan, 90’lar ve sonrasında ise büyük mesafe kat eden küreselleşme sürecine devletin küçülmesi, ulus devletin aşınması, niceliğin niteliğin önüne geçmesi, uluslararası şirketlerin, bireyciliğin yükselişi eşlik etti. Kısacası, “kamusallığın” önemi ve gücü azalmaya, piyasanın “daha fazla kâr” hedefi “kamu yararı” kavramının yerini almaya başladı. Piyasanın aradığı esneklik ve çabukluk kamu hizmetlerini de etkiledi ve popülist siyasetin önünü açan etkenlerden biri oldu. Kendine özgü tarihsel koşullarıyla birlikte dünyadaki bu ‘anlayış’ değişikliğinin Türkiye siyaseti, kamu yönetimi ve kamu yönetimi eğitimi açısından sonuçları olması kaçınılmazdı.

 

Küreselleşmeyle birlikte yükselen “yeni kamu yönetimi”, “yönetişim” yaklaşımlarıyla katı, hiyerarşik ve bürokratik geleneksel kamu yönetimi anlayışından, esnek, piyasa temelli ve müşteri odaklı kamu işletmeciliği yaklaşımına doğru bir geçiş yaşandı. Bu dönüşüm doğal olarak Türkiye’deki kamu yönetimi eğitimine de yansıdı. Ders programlarında kamu yönetimi mezunları için özel sektördeki potansiyel iş fırsatları da gözetilmeye başlandı.

 

 

Türkiye'deki kamu yönetimi eğitimindeki mevcut durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?  Gelecekte bu eğitim nasıl şekillenebilir?

 

İlk olarak; dünyada ve Türkiye’deki değişimi devletin rolünün artık “yapan” değil, “yönlendirici ve düzenleyici” bir mekanizma olmasıyla ve özel sektörün geleneksel kamu yönetimi anlayışını gölgede bırakmasıyla tarif edersek; Türkiye’de ekonomi-politik açıdan bu fiili durumun tersine kamu yönetimi eğitimi veren üniversitelerin sayısal artışı ve fazlalığı dikkat çekici. Bu fazlalık, büyük ölçüde kamu yönetimi bölümü ihtiyacından çok, popülist anlayışla (örneğin bulundukları illere ekonomik canlılık getireceği düşüncesiyle) açılan üniversitelerin temel bölümleri olarak açılmalarından kaynaklanıyor.

 

İkincisi, disiplinlerarası olan kamu yönetimi eğitimi, mezunlarının kamu sektörü, STK’lar ve özel sektörde istihdam edilmelerine dönük. Çift anadal, yandal, seçmeli derslerle öğrencilere yönelmek istedikleri alana dönük bir “portföy” oluşturmalarına olanak veriyor. Bu iyi bir şey. Ancak, burada örneğin siyasal düşünceler tarihi gibi temel derslerin  programlarda hak ettiği kadar yer almasını (matematik olarak) zorlaştırıyor. Düşünce tarihinden, felsefi temelden kopuk bir kamu yönetimi eğitimi ise en azından bütüncül bakış açısı kazanmanın bir engeli oluyor. Araştırmamızda Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümlerini üç kategoriye ayırdık.

 

  1. Üç büyük kentteki devlet üniversiteleri,
  2. Üç büyük kent dışındaki devlet üniversiteleri
  3. Vakıf üniversiteleri

 

Bölüm başkanlarının katılımıyla yürüttüğümüz odak grup toplantılarının hemen hepsinde “kamu yönetimine ve yöneticisine yön gösterecek ilke ve değerler” arasında “etik” konusu en fazla öne çıkan kavramdı. Bu örnekten gidersek, bu gibi derslerin pragmatik bir yaklaşımla programda yer alması yerine felsefi temelleriyle verilmesinin bir değer olarak içselleştirilmesinde daha etkili olacağı kanısındayım. Yani, bir kamu yöneticisinin geniş bir vizyonu olması, bütüncül bakış açısına sahip olması ve kamusal değerleri özümsemesi istihdama yönelik tercihlerin öncelikli olması durumunda geri planda kalıyor. Bunun çözümü belki ön lisans, lisans, yüksek lisans ve hatta doktora düzeyinde) eğitime verilen süreye ve farklı kariyer hedeflerine yönelik olarak) programların çeşitlendirilmesini geliştirilecek stratejilerin oluşturulması olabilir.

 

Kamu yönetimi alanındaki teknolojik gelişmeler ve dijital dönüşüm, Türkiye'deki kamu yönetimi eğitimini nasıl etkiliyor? 

 

E-Devlet uygulamasının hayata geçiyor (ya da geçmiş) olmamız hem kamusal işleyişle hem kamu yönetimi eğitimiyle ilgili olarak “zamanın ruhu” nu yansıtıyor. Eğitimle ilgili ise önemli bir gelişme derslerde rol model olabilecek kişilere, uzmanlara ve görsel kaynaklara erişimin son derece kolaylaşması. Ancak, bilgi ve enformasyon yığışması ve bazı durumlarda kirliliği, işlevsizliği öğretim üyelerinin öğrencilerine akademik yol göstermesini daha önemli hale getirdi.

 

Küresel Dönüşüm ve Türkiye’de Kamu Yönetimi Eğitimi

https://www.imge.com.tr/kitap/kuresel-donusum-ve-turkiye-de-kamu-yonetim...